| Melih Arat |
|
|
|
GENÇ BİLGE: MELİH ARAT 10 kitap, Türkiye’de ve yurt dışında seminer çalışmaları, ekip arkadaşlarına yazarlık süreçlerinde mentorluk, her hafta İstanbul, İzmir, Ankara ve her ay Londra seyahatleri… Bütün bu temposuna ve üretimine rağmen cep telefonundan arayabildiğiniz, araya sekreterleri sokmaya ve çok çalışan sıra dışı bir insan. Melih ARAT ile çok hoş bir röportaj hazırladık.
10 kitap, Türkiye’de ve yurt dışında seminer çalışmaları, ekip arkadaşlarına yazarlık süreçlerinde mentorluk, her hafta İstanbul, İzmir, Ankara ve her ay Londra seyahatleri… Bütün bu temposuna ve üretimine rağmen cep telefonundan arayabildiğiniz, araya sekreterleri sokmaya ve çok çalışan sıra dışı bir insan. Birçok tanınmış kitabın yazarı, kitaplarının yanı sıra radyo programlarıda hazırlayan Melih Arat, Türkiye’de radyolarda yönetim konulu programlar yapan ilk kişidir. Arat ayrıca ABD Hükümeti’nin Küreselleşme ve İş Dünyası programı için Türkiye’den davet edilen tek kişidir. İngiltere’de London School of Economics gibi kurumlarda İngilizce olarak Sıra Dışı Yaşam Becerileri konusunda seminerler vermiş olan Melih Arat bilgi ve deneyimlerini bizlerle paylaşıyor. Öncelikle merhaba. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz ? Amacım, insanlara ve kuruluşlara kendi potansiyellerini hayata geçirmelerine ve kendi potansiyellerini geliştirmelerine yardım etmek. İnsanların sıra dışıve mutlu olmaları için uğraşıyorum. Öğrenimimi merak ederseniz, öğrenimimin bu işlerle ilgisi hemen kurulamaz. İ.Ü. Rus Dili ve Edebiyatıbölümünden mezunum. D.E.Ü.’de İşletme Yüksek Lisansı yaptım. Yine D.E.Ü.’de Amerikan Kültürü ve Edebiyatı konusunda doktora yapıyorum. 8 yıl profesyonel çalıştım. 1993 yılından beri konuşmacılık ve 1996 yılından beri danışmanlık yapıyorum. İstanbul, İzmir, Ankara ve Kayseri’de Okull isimli eğitim merkezlerim var. Neden kişisel gelişim ve sıra dışılığı seçtiniz? Aslında kişisel gelişimi seçmedim. İşletme yönetimi konusunda araştırmalar yaparken fark ettim ki, dünyanın en iyi şirketlerini kendilerini geliştiren insanlar yönetiyorlar. Üniversite tek başına insanı yetiştirmiyor; meslek kazandırıyor; bilgi veriyor; ama iş hayatında başka meziyetlere ihtiyacımız var. Örneğin, üniversite insanı yaratıcı yapmıyor; sosyal becerilerini geliştirmiyor. Halbuki bizim yaratıcı olmaya, sosyal becerilerimizi geliştirmeye ihtiyacımız var. Bugün facebook’a baktığımızda bu kuruluş, işletmecilik başarısı olmaktan önce yaratıcılık ürünüdür. Bugün Türkiye’de çok iyi yönetilen kurumsallaşmış şirketler var; ama yaratıcılık olmayınca yönetim işe yaramıyor. Sosyal beceriler de bir o kadar önemli. Eğer başka insanlarla sağlıklı bir bağlantı kuramıyorsanız, onların gönüllerini kazanamıyorsanız, onları taraftar ya da iş ortağı yapamıyorsanız yaratıcılığınız da bir işe yaramıyor. Çünkü ürün ve hizmetlerini alacak, satacak ya da sunacak başka insanlara ihtiyacımız var. Çok başarılı bir eğitimcisiniz. Bunun sırrı nedir peki? Eğitim sözünü pek tercih etmiyorum. Biz ekip arkadaşlarımla “Öğrenme Ortağı” diye bir terim kullanıyoruz. Seminerlerimize katılan insanlar, bizim öğrenme ortaklarımız. Diğer bir deyişle sınıf ortamında hiyerarşimiz yok. Başarılı bir seminer performansının arkasında eğlenceli öğrenme vardır. Konuşmacı içeriği olabildiğince eğlenceli bir şekilde sunmalıdır. Bununda basit bir yolu vardır. Eğer konuşmacı kendini eğlendirmeye odaklanırsa, katılımcı da eğlenir. Bir konuşmacının katılımcıyla empati kurması gerekir. Katılımcının sıkıldığını ya da anlamadığını fark ederse hemen bir önlem almalıdır. Katılımcısına duyarlı, dersine iyi çalışmış konusunu bilen, önden oyun ve alıştırma gibi konularda hazırlık yapmış bir konuşmacının iyi bir performans sergilemesini bekliyoruz. Hayatınızda dönüm noktası dediğiniz anlar oldu mu? Okul arkadaşım Ertan Tınas’ın bana hocalık yapan Boğaziçi Üniversitesi kıdemli hocası Erkunt Tamer ile tanıştırması benim hayatımda kritik rol oynamıştır. Erkunt Tamer, bana genelleme yapmamayı öğretti ki, bu dünyada sahip olabileceğiniz en kritik bilgi sayılabilir. Melih Mekik, bana Amerikan işkitaplarına ve uluslararası iş ortamına açılan dünyanın kapısına götürmüştür. Melih Mekik’in tetiklediği okuma ve araştırmalar beni daha sonra ABD hükümetinin daveti noktasına ulaştırmıştır. Tınaz Titiz ve Peter Drucker bana kitaplarıyla akıl hocalığı yapmışlardır. Peter Drucker ile de beni tanıştıran yine Ertan Tınas olmuştur. Murat Başboğa benim dergi yazarı olmama vesile olan kişidir. Bu anlattıklarımın hepsinin bir öyküsü var. Örneğin, okul arkadaşım Murat benim Macro Economy dergisine yazmama vesile oldu. O daha sonra Yeniyüzyıl ve Sabah gazetelerine yazmama bir kapı açtı. Bir gazetenin yazarıolunca tüm gazetelerin yazarı olabiliyorsunuz. Lisans’ı altı senede tamamlayabildim. O zaman uzamasından çok şikayetçi olmuştum. Ama belki de zamanında bitse idi, bir şirkete girip orada yönetici filan olacaktım. Uzaması daha sonra danışmanlık sürecine dönecek olaylar serisine itti. Evlenip İstanbul’dan İzmir’e gitmem Sıra Dışı Yaşam Becerileri’ni başlatmama yol açmıştır. Evlilik hayatımdaki bir sürü kariyer çalışmasını bitirirken birçok yenisini sokmama y ardım etti. İzmir’de katıldığım bir tiyatro kursu çok hoşuma gidince, ben de bir kurs açmaya karar verdim ve Sıra Dışı Yaşam Becerileri’ni (o sırada 4 yıllık araştırmamı) sunmaya başladım. Farkındaysanız hep insanlardan söz ettim. Çünkü bir insanın yaşamını insanlar değiştirir. Bize birazda bilinmeyen yönlerinizden de bahseder misiniz ? Çok az kişi fotoğraf çektiğimi bilir. Lise yıllarında ödüller aldım. Liseden sonra İstanbul’da fotoğraf sergisi açtım. İlk tırmandığım dağ, Ağrı Dağı’dır. Cesaretim sonsuz görünüyor. Bu dünyada her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum. Papyonla filan gezsem de içimde çok sportif bir adam yaşıyor. En az bilinen yönüm de kimse inanmasa da içe dönük bir kişiliğim var. Halbuki herkes beni dünyanın en sosyal, en rahat insanı sanıyor. Sosyal olmayıöğrendim. Rahatlıkta özgüvenin yüksekliğinden geliyor. Sizce herkes sıra dışı olabilir mi ? Aslında bir insan sıra dışı olamaz. Bazı davranışlarımız ve eylemlerimiz ya da kararlarımız sıra dışı olabilir. En sıra dışı diyeceğimiz insan bile, yemek yer, uyur ve tuvalete gider ya da giyinir. Dolayısıyla kelimenin tam anlamıyla her şeyimizle sıra dışı olamayız. Ama öyle bir resim yaparız ki, o tarzı biz yaratmışızdır. Öyle bir kahve yaparız ki, bir benzeri olmaz. Öyle bir telefon zil sesi kullanırız ki kimsenin aklına böyle bir ses kullanmak gelmemiştir. Öyle bir özgeçmiş hazırlarsınız ki, insanlar sizi fark eder. Örneğin, bir kupaya özgeçmişinizi bastırırsınız. “Benimle tanışıp bir kahve içmek istersiniz diye düşündüm” notuyla gönderirsiniz sizi iş görüşmesine çağırırlar. Elbette biz, birçok tercih ve davranışında sıra dışı olan insanlara “sıra dışı bir insan” diyoruz. Bu anlamda tutucu olmayan, yeniliklere açık, risk alabilen ve akıllıca bağlamalar yapabilen herkes sıra dışı olabilir. Sizce sıra dışı olmak insanlara neler kazandırır? Sıra dışı olmanın en büyük avantajı, seçilmek ve fark edilmektir. Satrançta bir tane vezir, sekiz tane piyon vardır. Sıra dışı olmazsak piyon olur gideriz bu dünyada. Bir üniversite öğrencisi, bir helikopter kazasında ölen parti başkanı için hiç üzülmediğini söyledi. Neden diye sorduğumuzda “Ben ölsem o üzülmeyecekti çünkü.” dedi. Geçerli ve geçersiz bir mantık. Geçerli, çünkü önerme doğru. Geçersiz, çünkü ölen kişi toplumun içinde sıyrılmış bir liderlik pozisyonu elde etmiş ve sıra dışı bir kazayla kaybettiğimiz bir insan. Dolayısıyla Türkiye’de o partiden olsun ya da olmasın o kişinin ölümüne çok sayıda insan çok üzüldü. Dolayısıyla sıra dışı olduğunuzda öldüğünüzde bile ağlayanınız çok oluyor. Yaşamınızda kendinize örnek aldığınız kişi veya kişiler var mı? Peter Drucker benim örnek aldığım insanlardan biridir. Peter Drucker her 2 yılda bir konunun uzmanı olurmuş. Ben 2 yıl ayırmıyorum; ama her yıl (bazen 1-2 yıl) belirli bir konuya odaklanıyorum. Bu yılın konusu Osmanlı Padişahları’nın Liderlik Sırları. Geçtiğimiz yıl El Yazısından Karakter Analizi’ne odaklanmıştım. Peter Drucker, bir self didaktik (kendi kendini eğitmiş kişi). Ondan öğrendiğim bir öykü de var. Joseph Schumpeter, hayatında 6 değerli ekonomist yetiştirmiş olmakla övünüyor. Ben de konuşmacı, danışman ve yazar yetiştirmeye çalışıyorum. Kariyerinizde şuan bulunduğunuz yere gelmenizdeki en önemli nokta nedir? Zekice bir soru. Birbirini tamamlayan odaklamış çalışmalar yapmak. Çok kitap okuyorum. Okuduğumu yazıyorum. Yazdığımı seminerlerde anlatıyorum. Aynı içerikle danışmanlık yapıyorum. Danışmanlık deneyiminde öğrendiklerimi yazıyorum ve seminerlerde anlatıyorum. Kendini pekiştiren bir döngü var. Bu döngünün görünmeyen en önemli halkası, insanlar. Okurlar, seminer katılımcıları ve müşteriler. Çünkü onlar olmazsa okuduklarımın, öğrendiklerimin ve tecrübe ettiklerimin bir faydası yok. Son olarak öğrencilere iletmek istediğiniz mesajınız var mı? Zaman akıp geçiyor. Her gün bir kitap okumak, her yıl birkaç proje yapmak lazım. Öğrenciler çok az bilgi ve başarı ile kibirli hale gelebiliyorlar. Kibri bir kenara bırakıp, iş yapmak için odaklanmak gerekiyor. Paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz… KARİYER VE YÖNETİM KULÜBÜ BASIN-YAYIN TAKIM SORUMLUSU GÜLŞAH ÇELEBİ |




10 kitap, Türkiye’de ve yurt dışında seminer çalışmaları, ekip arkadaşlarına yazarlık süreçlerinde mentorluk, her hafta İstanbul, İzmir, Ankara ve her ay Londra seyahatleri… Bütün bu temposuna ve üretimine rağmen cep telefonundan arayabildiğiniz, araya sekreterleri sokmaya ve çok çalışan sıra dışı bir insan. Melih ARAT ile çok hoş bir röportaj hazırladık.