Kariyer
Can Bonomo ile Röportaj Gerçekleştirdik PDF Yazdır e-Posta


    Meczup isimli İlk albümünü çıkarak müzik dünyasında yerini alan, son dönemin popüler isimlerinden biri olan Can Bonomo ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Müzik  8 yaşınızdan beri hayatınızda,gerek lisede gerek üniversitede amatör gruplarda  nelerde yer aldınız?

   Çok küçük yaştayken ailem beni nedense müziğe teşvik etti.Gitar dersi falan alıyordum ama  klasik gitar çalmayı çok istemiyordum ,bıraktım.Bir süre sonra söylediğim şarkılarda elim resmen gitar arıyordu aynı zamanda daha rock ağırlıklı bir şeyler yapmak istiyordum.Tekrar çalmaya başladım.O gün bugündür çalıyorum işte.O dönemler 2-3 beste çalıyordum arkadaşlar geliyordu cafe-bar tarzı  yerlerde müzik yapıyorduk ama kendimizi bayağı  bir rockstar gibi görüyorduk.Üniversite yıllarında kendimi müziğe ve filme verdim .Ses prodüksiyonu ile ilgilendim ve bir şeyler kaydediyordum hatta ilk olarak ‘ben yağmurum’ şarkımı kaydettim.Üniversitede kalabalık  bir evde yaşıyorduk ;2 kişi müzik yapıyor,2 kişi kaşık çatal çalıyor falan herkes de müzik havası vardı.Çok eğlenceli bir gruptuk.Arkadaşlarım göndersene demolarından falan dediler.Bende bir gün bir  cd  buldum evde beste kaydettim ve Irvine Welsh'in okuduğum kitabının ilk sayfasını yırttım arkasına da  bir şeyler yazdım ve Can Saban’a gönderdim.Can’la görüştük ama nasıl resmiyiz anlatamam 1 hafta  sonra resmiyet kalktı ve şu anda çok sevdiğim bir arkadaşım zaten.Albüm çalışmalarına giriştik. Herkese göre 5 ay da bir albüm çıkarılabilir oluyor ama biz 3 yılımızı verdik.

 
 Müziğini beğendiğiniz ve etkilendiğinizi düşündüğünüz sanatçılar kimler?

   The Kinks dinlerim.1950’lerin falan bir rock grubudur çok severim ve etkilenmişimdir de.The Beatles üniversitede hayatıma girdi biraz geç oldu ama severim.Mesela Metalica’ya hiç ulaşamadım kaçırdım o treni ama dinlemeye başlayacağım..Türkiye sularından İlhan Erşahin çok sevdiğim saydığım bir abimdir.Duman,Mfö,Sezen Aksu falan severim,Sıfır Km severim;Levent Yüksel şarkılarını cover yapıyorlar.Yenilerden Hayvansaray var çok komiktir tek başına stand-up yapıyor komik şarkılar söylüyor falan..

 
Albümünüzdeki bir çok şarkı size ait.Bunların hayatınızdaki yansımaları nelerdir ?

    Konserlerde genelde şarkılarımın anılarını anlatırım zaten.Hayatımda ki bazı duygular herkes gibi  bende de paylaşma hissi uyandırdı .Çok küçük yaşta beste yapmaya başladığım için şarkılarımı  zamanla az çok değiştirdim .Düşüncelerim evrime uğruyordu çünkü.

 
 Albümünüzün ismi ‘Meczup’. Nedir bu meczup?

    Meczup Allah yolunda kendini kaybeden demektir.İnanırım inanmam bir şey demek  istemiyorum.Meczup kelimesi hayatıma 10 sene önce girdi.Bir adamın kolunda meczup dövmesi  gördüm biraz anlattı benim de ilgimi çekti araştırdım ve araştırdıkça hikayeler dikkatimi çekti bende anlatmak istediklerimi,kendi cümlelerimi Meczup albümümde şarkılarımla anlatmak istedim..

 
Müziğinizde birçok esinti var ;pop,rock,caz,saz.. Peki sizce müziğiniz hangi kategoride?

    Ben şarkı söyleyerek bir şeyler anlatmaya çalıştım ve hangi şarkı hangi enstrümanı istiyorsa onu çaldık.Müziğimiz  pop-rock  ama daha çok İstanbul Müziği diyoruz ..

 
Sahnede çok rahat bir Can Bonomo var.Bunda daha önceki radyo deneyimlerinizin tv programlarınızın etkisi nedir?

    Ya ben çok konuşkan bir insanımdır sürekli bir şeyler paylaşmak isterim ve radyoda bunun için çok uygun bir ortamdır.Kamera önüne çıkınca biraz daha alışmıştım artık.17 yaşından beri radyo ve tv lerdeyim ve bunun verdiği rahatlığı da şu anda kullanıyorumdur.

 
Müziğin yanı sıra çizimleriniz var,oyunculuk var,  ilerde nerde göreceğiz sizi?

    Müzik öğreniyorum ve bu benim altın bileziğimdir ama ileride sinemayla da ilgilenmek istiyorum.

 
Yönetmenlikle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

    Zaten Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon okudum.İleride o tarz bir şeyler yapmak isterim.Master falan da yapmak istiyorum.



Basın Yayın Takım Üyeleri
     Leyla ALBAYRAK
   Sibel KARADUMAN



can bonomo2



canbonomo1

 
Işın Yılmaz İle Röportaj Gerçekleştirdik PDF Yazdır e-Posta


       Kariyer ve Yönetim Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Koordinatörü Ali ÖZÇELİK ile Basın Yayın Takımı Sorumlusu Şükriye DAL, geçtiğimiz haftalarda Ege Genç İş Kadınları Derneği (EGİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Işın YILMAZ 'ı ofisinde ziyaret ederek keyifli bir röportaj gerçekleştirdiler. Röportajın ayrıntıları şöyle:



 

1)Merhaba Işın Hanım;bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

- Şu anda başkanı olduğum Egikad’da 2,5 yıldır bulunmaktayım.

- EİB’de 10 yıl Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeliği yaptım.

- EBSO’da 2 yıldan bu yana meclis üyesiyim. (144 kişilik mecliste bulunan sadece 4 kadından        

  1’yim)ve AB Dış ilişkiler komisyonundayım

- İzmir İtalyan Ticaret Odasında Yönetim Kurulu üyesiyim.

- Basifed’de Yönetim Kurulu’nda saymanım.

- EGSD’de  Yönetim Kurulu üyeliği yaptım.

- TAİAD’de üyeyim.

- DEVAK’ta EBSOyu temsilen bulunuyorum.

- Buca Kızılay Yönetim Kurulunun kurucu üyesiyim.

- Slow Food Urla’ya üyeyim.

- Kınık Organize Sanayi Bölgesinde Mütevelli Heyeti üyesi ve Yönetim Kurulu üyesiyim.

 2)Mergü tekstilin kuruluş hikayesinden kısaca bahsedermisiniz?

     Orta ve lise eğitimini BAL’da gördükten sonra 1983 yılında E.Ü Mühendislik  Fakültesi Tekstil bölümünden mezun oldum. 2 yıl Manisa’da Safir Tekstil’de model şefliği yaparak profesyonel iş hayatına başladım. Daha sonra beş yıl Yaşar Holding’de Yaşar Uluslararası Tekstil firmasında kalite kontrol müdürü olarak görev yaptım. Bu sırada üniversiteden kendi sınıfımdan birisiyle evlendim ve şimdi 21 yaşında olan bir kızım var. Kızım da Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu ve şu anda Milano’da IULM Üniversitesi’nde “Made in Italy product management” bölümünde İtalyanca master yapıyor.

     Sonrasında parekende gömlek satışı yapan Gordion mağazalarını açtım. 1997 senesinde eşimin de kararıyla birlikte konfeksiyon imalat ve ihracatı yapan  Mergü Tekstil’i kurduk. Önceleri çok zorlansak da geçen yıllarla beraber düzenimizi oturttuk. Bina kiralayarak başladığımız serüvenimize Buca Organize Sanayi Bölgesin’de kendi binamızı yaparak devam ettik. Mergü Tekstil önce erkek gömleği üreterek başladığı ürün grubuna, penyeden mamul ürünleri vede  bluz, etek, elbise, çocuk giysilerini de ilave etti. Orta kalite müşterilere hizmet ederek başladığımız üretimimizi geçen 13 yıllık süre zarfında özellikle son 5 yıldır yüksek kalite markalara üretim yapabilecek hale getirdik. Şu anda en önemli müşterilerimiz arasında D&G, Prada,Jean Paul Gaultier, Antonio Marras, Woolrich, Tiger, Blumarie, Iceberg vd. bulunmaktadır. İstihdam olarak çoğu kadın olmak üzere yaklaşık 150 kişi çalışmaktadır. Her geçen yıl pazar zorlaşmakta, ürünler ağırlaşmakta ve müşteri en kısa sürede malını  temin etmek için baskı yapmaktadır.

 

 3)Genellikle üniversitelerde teorik bilgi veriliyor.Şirketler ise mezun olan öğrencilerin yalnızca bu bilgilerle dolu olmasına sıcak bakmıyor.Sizin bu durum hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

     Üniversiteler temel eğitimlerin verildiği yerlerdir. Kişiler kendi çabalarıyla eğitim aldıkları zaman sürecinde yapacağı stajlarla pratik bilgileri alma ve geliştirme olanağı bulabilirler. Bence de kişilerin sadece okuldan edindikleri teorik bilgiler iş hayatında başarılı olmalarına yetmeyecektir. Yanı sıra diğer önemli bi konuda düz liselerden gelen ve devlet üniversitelerinden mezun olan gençlerimizin bildiğini zannettiği yabancı dil eğitimi de yetersiz kalmaktadır. Üniversite eğitimi sırasında öncelikle İngilizce ek destekler alarak öğrenilmeli ve mümkünse 2. ve 3. bir yabancı dil öğrenilmeye çalışılmalıdır. Globalleşen dünyada en önemli faktör bilgisayar aracılığıyla iletişim olduğundan iyi bir bilgisayar kullanması ve iyi İngilizce bilmek şart olmuştur. Özetle okuldan ulaşacağımız temel eğitimin üzerine konacak pratik bilgileri (staj, yabancı dil bilgisi, bilgisayar kullanım donanımı) iş hayatına katılımınızı ve başarınızı sağlayacaktır. Stajlarını sadece okulun istediği aralıklarda okul boyunca sadece bir veya 2 kere değil;  fırsat buldukça part time çalışmalarla mümkün olduğunca çok yapılması işe girişinizde tercih sebebi olacaktır.

4)EGİKAD hikayeniz nasıl başladı?Yönetim Kurulu Başkanlığı’na geçişiniz nasıl oldu? Biraz bahseder misiniz?

     Egikad bundan yaklaşık 2,5 yıl önce 15 iş kadının bir araya gelerek iş hayatında egemen olan erkek derneklerine alternatif iş kadınlarının da olduğunun altını çizmek ve iş kadınlarının başarılarının görünür olması ve hep birlikte işbirliği yapılması amacıyla kurulmuştur.

     Özellikle İzmir ve çevresinde iş kadınlarının yoğun olması sebebiyle bence bir gereksinim ile doğmuştur ve iş kadınlarının kendilerini ait hissedecekleri bir platform oluşturulmuştur. 15 kurucu üyeden birisi olarak geçici 6 aylık dönemde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevimden sonra yapılan ilk 2 yıllık yönetim süreçteki üyelerimizin de ısrarıyla Yönetim Kurulu Başkalnlığı’na seçildim. Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’ndaki diğer saygıdeğer  arkadaşlarımızla çok başarılı işler yaptığımıza inanıyorum. Özellikle de BASİFED’e derneğimizin davet edilmesi ve BASİFED’de benim  sayman üye, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nilhan Tunç ‘un da Genel Koordinatör seçilmesi iş adamlarının yanında iş kadınlarının da hak ettiği yeri aldığının bir göstergesi olmuştur. Yeni dönem seçimleri 2011 Ocak’ta olacaktır ve uygun görülürse gelecek dönemde, yapmakta olduğumuz başarılı projelerin başarıyla tamamlanması için özveriyle,arkadaşlarımla  el birliğiyle çalışmaya devam etmek istiyorum.

5)EGİKAD olarak sosyal sorumluluk projelerinde yer aldınız mı?Anlatır mısınız?

    EGİKAD’ın kuruluş amaçlarından bir tanesi de, iş kadınlarının gücünü ve işbirliğini göstermek olduğu kadar, hayatta şanssızlıklardan ve imkansızlıklardan ötürü kendini hayatta başarısız hisseden kadınlara destek olmak ve onların güçlenmesini ve girişimci olmasını sağlamaktır. Ve de hayata atılacak başarılı “ öncelikle  kız “ öğrencilere maddi manevi destek olarak iş hayatına kolayca katılımını sağlamaktır.

1- TEV ile birlikte öğrencilere staj yerleri sağladık ve gelecek yıl sonunda işverenlerle öğrencileri buluşturarak iş imkanı sağlayacağız. Yanı sıra TEV bursiyer öğrenci seçimlerinde üyelerimizden ilgili meslekteki kişiler seçici kurula katılmaktadır.

2-Yeni dönemde bir takım maddi imkanlar bularak birkaç öğrenciye burs vermeyi düşünüyoruz. TEV Genel Müdürlüğü’nden aldığımız teşekkür neticesinde Türkiye’de ilk bizim böyle bir projemiz olduğunu öğrendik.

3-SHÇEK ile birlikte çalışmalarımız oluyor. Kadın sığınma evlerinde kalan kadınların kullanması için malzeme temin ediyoruz. Bir sığınma evinin atölyesinin tadilatını gerçekleştirilerek kullanılır hale getirdik. Ve 3 adet dikiş makinası hibe ettik. Oyuncak üretimi eğitimi vermeye başladık. En kısa zamanda Sayın Vali Bey ve eşi ile birlikt atölyenin açılışını yapacağız. Bu yerin prototip olmasını ve daha nice yerlere atölyeler açmayı planlıyoruz. Daha bir çok dikiş makinası temini için irtibat halindeyiz. Kullanılacak malzemeleri de biz temin ediyoruz. Üretken olabilmeyi öğretmek en önemli amacımız.

6)EGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticaret hacminin artırılması konusundaki görüşleriniz nelerdir?

    Türkiye ve Yunanistan birbirine en yakın iki komşu ülke ve halkının çok ortak özellikleri var bence. Ege’de bir çoğumuzun ataları batıdan göç etmişler ve bunların da bir çoğu Selanikten ve Giritten. Tabii Ege’den de karşı kıyıya göçler olmuş ama özünde alışkanlıklar, gelenekler, görenekler, doğa, yemekler, içecekler bile neredeyse tıpatıp aynı.

    Adalara gittiğimiz zaman bizim kaybettiğimiz onların ise hala koruduğu eski Rum evleri, bahçeleri ve bahçedeki saksıdaki çiçekler beni çocukluğumda yaşadığım Rum evlerine götürüyor. Baklava,musakka, cacıki, dolma, pilav, karpuzi, pilaki, Grek mi Türk mü bir türlü bilinmez (! )Kahve, işkembe, kelle paça çorbaları, turunç reçeli vd… Say say bitmez.

    Ortak özelliklerimiz çok olduğundan, yaşam şeklimiz benzediğinden ve coğrafik olarakta yakın olduğumuz için ticaret hacminin arttırılması gerekmektedir. Bence ticaretin artması her iki taraf için de faydalı olacaktır. Ne yazık ki şu an Yunanistan’ın büyük bir ekonomik krizde olması ticaretin artmasını engellemektedir. Ama zamanla düzelecektir. Ve ihtiyaçlarını bizden karşılamak isteyeceklerdir.

    Geçtiğimiz Ocak ayında Yunanistan’ın Atina Ticaret Odası’na ve parlamenter sayın Elsa Papadimitrou’nun  evine yaptığımız ziyaret sırasında gördüğümüz güçlü Yunanlı iş kadınları ve parlamenter kadınlar bize örnek olmuşlardır. Bence Akdeniz kadınları Allah vergisi zekası, cesareti ve becerileri sayesinde çok başarılı oluyorlar. Ayrıca yaşam biçiminde erkeklerin kadınlara eşit şans vermesi ve desteklenmesi de çok önemli bir etkendir.

7)Organik tarım ve organik hayvancılıkla uğraşma fikri nasıl doğdu?Kısaca bahseder misiniz?

   Organik tarım ve organik hayvancılık fikri eşimin yoğun ve stresli iş hayatından sıkılmasıyla hobi olarak başladı. Ama sonra işe dönüştü. Her şeyi çok ciddiye almaya alışmış olduğunmuzdan olsa gerek hobiyi de işe dönüştürmeyi başardık. Ama şu bir gerçek ki ilerleyen teknoloji ve globalleşen dünya çevreyi de hızla kirletmektedir.

   Çevremize baktığımızda her şey para kazanmak amacıyla yapıldığından, hazır aldığımız besinlerin bize verdiği zararlarından korunmamız gerektiğini görüyoruz. Buda bizi eskiye dönmeye yani kendi yiyeceğini kendin üret mantığına götürdü. Ama sadece kendimiz için değil bizim gibi düşünenler için de üretim yapmak, insanlığa iyi bir şeyler yapmak bizleri memnun ediyor.

8)Kariyer yolculuğunu düşünecek olursak “cinsiyet” faktörü bu yolculukta ne kadar rol oynar?Kısaca anlatır mısınız?

    Kariyer yolculuğunda cinsiyet faktörünün çok etkili olduğunu düşünmüyorum. Kariyer yolculuğunun en önemli faktörleri arasında en önemli 6 şey: Cesaret, zeka, çalışkanlık, sabır, çok istemek ve uyumdur.

    Hatta kadınların çok yönlü düşünmesi ve hareket etmesi aynı anda bir çok şeyi bir arada yapabilmesi, avantaj sağlayabilmektedir. Erkekleri yetiştirenlerinde kadın  olduğunu düşünürsek, kadınların erkeklerin bir sonraki adımda ne yapabileceğini anlaması zor olmasa gerek. Erkekler çocukken çoklukla futbol oynarlar ve uyum içinde birlikte hareket etmeyi ve başarmayı öğrenirler. Kızlar evcilik oynarken, hem evin hem eşin, hem çocuğun hem işin sorumluluğunu alırak  idare etmeyi öğrenirler.

9)Birçok sivil toplum kuruluşuna üyenizin  olduğu biliniyor.Bu üyeliklerden ve size katkılarından bize biraz  bahsedermisiniz?

   Sivil toplum kuruluşlarında yer almak gerçekten çok önemli ve gereklidir. Yapmayı istediğiniz ve düşlediğiniz birçok şeyi, birlikte yapabileceğiniz ortamlara girerek “ bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözündeki gibi gerçekleştirirsiniz. Yanısıra çevreniz genişler ve bulunduğunuz ortam size çok şey katar ve birçok şey öğrenirsiniz, gelişirsiniz.

   Hayat devinimden ibarettir,her şey değişmekte ve gelişmektedir. Bizler de çevremizde olup bitenlerden haberdar olup çevremizin değişimine ve gelişimine katkıda bulunmalıyız.        

10)Kariyer ve Yönetim Kulübü hakkında neler düşünüyorsunuz?

     Kariyer ve Yönetim Kulübünü çok beğendim ve çok gerekli bir topluluk olduğunu düşünüyorum. Sizler eğitim ve öğrenim görürken bir sonraki adım olan ve senelerce sürecek, geleceğinizi belirleyecek bir konuda çok önemli bir çalışma yapmaktasınız. Geleceğinizi şansa bırakmadan hedeflerinize ulaşabilmek için bir araya gelmeniz ve hedeflerinize bilinçli bir şekilde yaklaşmanız çok gerekli ve önemlidir.

     Çalışmayı istediğiniz şirketlerle temasa geçerek ve oralarda bir çoğunuz stajlar yaparak, geleceğinizin fırsatını bulabilirsiniz. Bizler de EGİKAD olarak iş yerlerimizde çalışmayı ve staj yapmayı arzu edenler için sizlere fırsatlar yaratmak isteriz. Okulunu bitirecek olan son sınıf öğrencilerine çevremizdeki işverenler ile uygun bir platformda buluşarak, iş imkanı yaratmanıza destek olmak için birlikte bir proje oluşturabiliriz.


isin_yilmaz

 
Ekşi Başarı PDF Yazdır e-Posta

EKŞİ BAŞARI

 

Sedat Kapanoğlu, namı diğer ssg; ekşi sözlüğün kurucusu, Türkiye de öss yi kazanamayıp Amerika’da Microsoft’ta yazılım mühendisi olarak çalışmayı başarabilmiş bir insan…  Kendi deyimiyle, ‘geçmişi pek de başarılarla dolu bir insan olmaması’ onun hikayesini ayrı kılıyor…

Bilgisayarlara olan ilgisi, ilkokul yıllarında başlıyor ve bunu zamanla ilerletiyor. Ortaokulda kurduğu hayal, bir çok  yeni yazılım geliştirip kendi yazılım grubunu kurmak; ‘SSG’ (Sedat Software Grup), böylece zengin olmak onun hedefi oluyor… O yıllarda, ilk programlama hatasını yapıyor ve bunu, ilk başarısızlığı olarak görüyor.  1993 yılına kadar sürekli bir şeyler deneyip,  kendini geliştirmeye çalışıyor…1993 yılında liseden mezun oluyor ancak ÖSS’yi  kazanamıyor. Bu olayı, yaşamındaki önemli başarısızlıklarından biri olarak görmüyor. Kazanamamasındaki sebep olarak, ÖSS’nin ilgisini çekmediğini ve ona çalışacağı zamanı bilgisayarla geçirmeyi tercih ettiğini ifade ediyor.

Devamını oku...
 
Para-Araştırma PDF Yazdır e-Posta

CAHİT ARF (1910- 26 ARALIK 1997)

1910 yılında Selanik’te doğdu. 1932 yılında Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği yaptı. 1933’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde asistan olarak  çalışmaya başlamıştır. 1938 yılında Almanya’nın Clölting Üniversitesi'nde doktorasını tamamlamıştır. Daha sonra İstanbul’a dönen Arf, 1943 yılında profesör ve 1955 yılında ordinaryüs profesör olmuştur. 1964-1965 yılları arasında Fransa'da bulunan Prineiton'dakı Yüksek Araştırma Enstitüsü'nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı.
Yaptığı çalışmalarla ülkemizde matematiğin simgesi olarak kabul edilen ve hemen hemen tüm matematikçileri görüşleriyle etkileyen Arf; cebir, sayılar teorisi, elastisite teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla matematiğe temel katkılarda bulunmuş, yapısal ve kalıcı sonuçlar elde etmiştir. Çalışmalarından bazıları Hasse-Arf teoremi(1938), Arf invariantlan(1944), Arf halkaları ve Arf kapanışlarıdır(1949). Arf’ in bu değerli çalışmaları günümüzde halen geçerliliğini korumaktadır. Ayrıca ülkemizde TÜBİTAK’ ın kuruluşuna öncülük eden isimlerden biri de Cahit Arf’tır. Arf, uzun yıllar TÜBİTAK’ın Bilim Kurulu Başkanlığı görevini de yürütmüştür. Bunu yanı sıra ODTÜ’de Rektörlük ve Dekanlık görevlerinde bulunmuştur.                                                                                                                               
Cahit Arf;  1948’de İnönü Ödülünü, 1974 ‘te TÜBİTAK Bilim Ödülünü, 1980’de İTÜ ve KTÜ Onur Doktorasını, 1981’de ODTÜ Onur Doktorasını aldı. Ayrıca genç yaşta Mainz Akademisi Muhabir Üyeliğine seçildi ve Türkiye Bilimler Akademisi onur üyesi oldu.

Devamını oku...
 
Fatoş HÜSEYİNCA ile Röportaj Gerçekleştirdik PDF Yazdır e-Posta


Kariyer ve Yönetim Kulübü Basın-Yayın Takımı 'ndan arkadaşlarımız İnci Akü İnsan Kaynakları Müdürü  Fatoş HÜSEYİNCA ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

inci_foto

1. Merhaba Fatoş Hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Mezunuyum. İngilizce uzmanı olarak mezun oldum, bunun yanında öğrencileri ve paylaşmayı sevdiğim için öğretmenlik formasyonu da aldım. Mezun olduktan sonra Amerika’da bilgisayar eğitimi aldım. Döndükten sonra Amerikan Hava Kuvvetlerinde işe başladım. Burada yabancılar ile ilgili insan kaynakları işini yaparken bu işi çok sevdim ve insan kaynakları alanında iş hayatıma devam ettim. Philip Morris, Amway, Gallaher, Cevher Grubu gibi İzmir’in önde gelen firmalarında insan kaynakları yöneticisi olarak çalıştım. 2007 den beri de İnci Akü İnsan Kaynakları Müdürlüğü görevini yürütmekteyim. Aynı zamanda maddi durumu yetersiz üniversite öğrencilerine İngilizce dersi veriyorum. Manisa’da sosyal sorumluluk kapsamında üniversite öğrencilerine İş Yaşamında Mülakat ve CV hazırlama teknikleri gibi eğitimler vermeye devam ediyorum

2. Genellikle üniversitelerde teorik bilgi veriliyor. Şirketler ise mezun olan öğrencilerin sadece teorik bilgi ile donanmasından şikâyetçi. Siz bu konuda öğrencilere neler öneririsiniz? İşe alımlarda nelere dikkat edersiniz?

İnci Akü olarak yeni mezun öğrencileri kendi bünyemizde işe alıyoruz, öğrencilerin kendi mezun oldukları teknik dallarda staj yapmaları çok önemli. Yeni mezun biri teorikte yeterince bilgi alıyor. Önemli olan pratikte tecrübe kazanmış olması. Bunun için öğrencilerin staj yapmalarını veya bir şekilde kendilerini geliştirmelerini öneriyorum. Yasalardaki son değişikliklerle genellikle şirketler zorunlu stajları kabul ediyorlar ama bu öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine engel değil. Her yaptığınız iş size bir şey katıyor. Herhangi bir işyerinde yaptığınız part-time iş, yazın bir otelde yaptığınız garsonluk, resepsiyonda yaptığınız bir çalışma, verdiğiniz özel dersler hepsi bizim için çok önemli. Bunlar mülakat sırasında iş hayatına atılan kişilerle ilgili fikir veriyor.

Günümüzde işe alım kriterleri olarak çok farklı bakış açıları var artık. Örneğin bir yabancı dil yeterli değil, mutlaka yanında farklı bir yabancı dil bilgisi gerekiyor. Gençlerimizin araştırmacı olup gelecekleri ile ilgili kendilerine hedef belirlemeleri gerekiyor. Bu hedefleri doğrultusunda ihtiyaç olan farklı bir yabancı dil olabilir. Örneğin ikinci dil olarak Rusya ile daha yakın ilişkileri olan bir sektörse eğer Rusça bilgisi bir avantaj oluyor. Aynı durum Çin, Japonya veya Arap ülkeleri ile iş ilişkisi içinde olan sektörler için de geçerli. Müşteri kendisiyle aynı dili konuşan birini bulduğu zaman karşısında bir adım öne geçmiş oluyor. Bundan dolayı da bu dilleri akıcı kullanan adaylar avantaj sağlıyor.

Biz seçimlerimizde aynı zamanda adayın sosyalliğine de çok önem veriyoruz. Adayın okul sıralarında katıldığı aktiviteler, yaptığı çalışmalar, kazandığı ödüller, başarılar bunların hepsi bana göre önemli kriterler. Sosyal Sorumluluk projeleri çok önemli, örneğin Engellilerle ilgili projeler, çevre projeleri, çocuk yuvaları, yaşlılar yurdu v.b gibi projelerde çalışmış olmak adayın bir adım öne çıkmasını sağlıyor.

3. İnternet ve teknolojinin de etkisiyle küresel rekabet ortamında e-insan kaynağı olarak tanımlanan yeni bir alan ortaya çıktı. İnci Akü olarak internet ve teknolojinin insan kaynaklarındaki kullanımı nedir?

Dünyadaki pek çok işletme gibi İnci Akü de insan kaynaklarına ait bilgileri saklamak ve işlemek için elektronik insan kaynakları sistemlerini kullanmaktadır. Böylelikle insan kaynakları ile ilgili düzenlemelere harcanan zaman ve masrafların azaltılabildiğine inanıyorum. Bu sistemler, istenen bilgilere kolay ulaşılmasını ve bilgilerin çeşitli analizlerle düzenli olarak raporlanmasını sağlayarak, hem bizim, şirket olarak, rekabet avantajımızı önemli ölçüde arttırmakta hem de biz insan kaynaklarının daha stratejik konulara yoğunlaşabilmemize imkan tanımaktadır.

4. İnsanlar bir ürünü aldıklarında genellikler akıllarına gelen ilk şey ürünüm bozulduğunda ne yaparım sorusudur. Sizin bazı ürünlerinizde 2 bazı ürünlerinizde de 3 yıl garanti süreniz var. Sizce İnci Akü’nün marka değeri yaratmasında yetkili servisin rolü nedir?

Araçlarımızda kullandığımız akülerde yıllar boyunca önemli teknolojik gelişmeler yaşanmış ve akülerin çoğu kullanım ömrü boyunca “Bakım Gerektirmeyen” bir yapıya kavuşmuştur. Sektöründe teknolojik gelişmelerde öncü olan firmamız, geçtiğimiz yıl geliştirdiği “Nano Kristal Teknolojisi”ne sahip özel bir karışım sayesinde sektörde ilk defa “3 Yıl Garanti” uygulamasını başlatmıştır.

Ancak doğaldır ki her araçta kullanım süresi boyunca, kullanımla doğrudan bağlantılı olmakla birlikte, birçok parça gibi akülerde de bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Bugüne kadar yaşadığımız sorunlar çok büyük bir oranda kullanım sırasında yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır. Özellikle araç çalışmıyor iken elektrik tüketicilerinin kullanılması, fonksiyonu sadece başlangıçta aracı çalıştırmak olan akülerde, fazla deşarja neden olabilmektedir. Bu gibi sorunlar da dahil olmak üzere yaşanan problemlerde İnci Akü Yetkili Servisleri müşterilerimize her türlü hizmeti vermek üzere yurt genelinde konumlandırılmışlardır.

Müşteri gözüyle konuya baktığınızda yaşadığınız sorun ne olursa olsun sıkıntınızı anlatabileceğiniz bir “Yetkili Servis” olmalıdır. Sorunun incelenip detaylarının size anlatılması ile problemin kaynağını öğrenirsiniz ve garanti kapsamında bir hata ile karşılaşmışsanız ürününüz hızlı bir şekilde değiştirilir. Yukarıda anlattığımız gibi garanti kapsamında bir sorun yaşamamış iseniz bir daha bu sorunu yaşamamak için nelere dikkat etmeniz gerektiği de ortaya çıkar. Yani her halükarda müşteriye aldığı ürünün üreticisi bilgi aktarır ve sonrası için güven uyandırır.

Tüm bu bilgiler ışığında yetkili servislerin, satış sonrası hizmetin gerektiği akü gibi otomotiv parçalarında, çok önemli olduğunu ve marka değerimize ciddi katkısı bulunduğunu söyleyebiliriz.

5. İnci Akü bünyesinde çalışanların motivasyonunu sosyal aktivitelerini arttırmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz. İnci Akü bünyesinde " 0 sigara içilen işyeri kampanyası" başlatıldı. Bununla ilgili süreçten bize bahsedebilir misiniz ?

İnci Akü bünyesinde kurulan bir Sosyal Aktivite Kulübümüz var. Bu kulüp farklı departmanlardan birleşmiş arkadaşlarımızla insan kaynaklarının önderliğinde giden bir grup. Bizim hedefimiz her ay farklı çalışmalar yapmak. Her yıl paintball turnuvaları, tavla turnuvaları, masa tenisi turnuvaları, bowling turnuvaları düzenliyoruz. Bu çalışanlarımızın birbirleriyle iletişimlerine katkıda bulunduğu gibi bir takım çalışması örneğini de oluşturmaktadır. Böylece iş süreçlerimiz de yalnız iş ortamında oluşan ilişkilerle değil iş ortamından sonra oluşan ilişkilerle daha sıkı birlik beraberlik içinde yürüyor.

"0 sigara içilen işyeri kampanyası" ile ilgili Sigarayı Bırakma kampanyası başlattık. Fabrika sınırları içinde her yerde sigara içilmesi yasak. Yine bırakan çalışanlarımızla ilgili takip sürecimiz var. İnci Akü olarak işe alımlarda sigara içmeyen kişiler bizim için öncelikli.

6. Birçok çalışanınıza iş hayatını ve sosyal hayatı bir arada veriyorsunuz. İnci Akü’de çalışanlarınız hem işini yapıyor ve aynı zamanda yararlı bir sosyal hayat yaşıyor. Bunun çalışanlarınıza ne gibi katkıları oluyor ?

Verimlilik artıyor çünkü birbirini seven ve birbirine güvenen insanların yaptığı işlerde daha rahat olduğu görünüyor. Takım çalışması artıyor. Bir kişinin yetmediği işte diğeri yardımcı oluyor, destek veriyor. Güvenle beraber severek çalışan hem sosyal hem iş arkadaşları daha verimli çalışmaları beraberinde getiriyor. Bunun ile ilgili okumuş olduğum bir kitapta (Güven’in hızı)" Bir ortamda güven arttığı zaman verimlilik artıyor maliyet düşüyor. Güven düştüğü zaman verimlilik azalıyor maliyet artıyor" vurgusu vardı bu bizim için de çok önemli. İnci Akü'de kurumsal ama aynı zamanda da aile sıcaklığını hiç kaybetmemiş bir ortam var.

7. Kitaba yatırım insana yatırımdır diyoruz. İnci Akü'nün bünyesinde oluşturulan kütüphane ile ilgili süreçten bahsedebilir misiniz?

Kişilerin kendini geliştirmesi aslında kendi yapmak istedikleri ile başlıyor en başta ama biz burada eğitime çok önem veriyoruz. Kitap okumak yönetim kadromuz için bir artı. Bizler kitap okumayı çok seviyoruz ve çok okuyoruz. Kitap okumayı çalışanlarımız arasında da yaygınlaştıralım istedik. Kitap okumanın en başta kişisel gelişimizi sağladığını düşünüyoruz bu çalışanlarımızın hem aile yaşantılarına hem de işine etki ediyor tabiî ki. Geçtiğimiz yıllarda İnci Akü Kütüphanemizi kurduk. İlk olarak 70-75 kitapla başladık şimdi kütüphanemizde 70’i İngilizce olmak üzere 400 den fazla kitap var. Bu kitaplar roman,  kişisel gelişim ve çocuklara yönelik olmalarıyla çok çeşitli ilgi alanlarına hitap ediyor. Kütüphane içeriğinin belirlenmesinde çalışanların talepleri ve kitap piyasasında son dönemin en çok ilgi uyandıran çalışmaları göz önünde bulunduruluyor. Sadece kendileri için değil çalışanlarımızın çocukları için de kitaplar var. Çalışanlarımız, çocukları ve aileleri için de kitapları alıp evlerine götürebiliyorlar.Geri dönüşümü nasıl oldu bu uygulamanın?

Herkes çok memnun bu uygulamadan. Bu uygulama çalışanlarımızın gelişiminin ve dünya görüşlerinin artmasında çok etkili oldu. Yine kitapların okunmasının ardından kitapların özetini çıkarıyoruz ve birbirimize sunuyoruz. Birçok kurumsal firmada çalıştım fakat bu uygulama İnci Akü’ye özel. Hep beraber yapılmış çok güzel bir uygulama.

8. Starter aküler haricinde endüstriyel aküler de üretiyorsunuz. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Endüstriyel akülerde de son teknoloji ile üretim yapan İnci Akü San.ve Tic.A.Ş ,  tüm markalara uygun, istenen güç ve ölçülerde forklift, transpalet, istif makineleri, çekici, yer temizleme makineleri, golf arabaları ve lokomotifler için traksiyoner aküler ile, telefon santralleri, enerji üretim santralleri, DC enerji santralleri, kesintisiz güç kaynağı ve tekneler için stasyoner akü üretmektedir.

Traksiyoner akülerin en yoğun kullanıldığı forkliftler, gerek çevresel faktörler gerekse kullanımda elde edilen ekonomi dikkate alınarak, mazotlu ya da lpg’li sistemden akülü sisteme dönmektedir. Bu sektördeki gelişimi yakın takip ediyor ve özellikle sektör için çok önemli olan teknik servis alanındaki ihtiyaçlara hızlı çözüm bulmak adına Türkiye’de bölgesel yapılanmalara gidiyoruz.

Ayrıca Telekom, Yenilenebilir Enerji, Marine ve UPS sektörlerinde ağırlıklı olarak kullanılan, VRLA diye tabir ettiğimiz Valf ile Regüle Edilen akülerin de üretimini yapmaktayız. Türkiye için yeni olan bu teknoloji ile üretilen akülere olan talep, gerek Telekom sektöründe gerekse Yenilenebilir Enerji sektöründe yaşanan gelişmeler çerçevesinde, önümüzdeki yıllarda hızla artacaktır.

9.Türkiye' de İnsan Kaynakları alanında gerçekleşen değişim süreci ve rekabet ortamında var olabilme adına İnci Akü olarak yapılan projeler nelerdir bahsedebilir misiniz?

İnci Akü olarak Kariyer planlamasının, kuruluş için değerli çalışanların elde tutulmasında çok önemli bir işlevi olduğunun farkındayız. Kişilere yeni görevler, sorumluluklar ve mesleki gelişim fırsatları yaratıyoruz. Bu sayede hem çalışanlarımız aynı işi yıllarca yapıp monoton bir döngüye girmemiş olmakta hem de şirketimiz birden fazla konuda yetkin bireylerle çalışmanın avantajlarını yaşamaktadır. Yani aynı işe farklı bakış açıları ile yaklaşan çalışanlarımız problemlerin çözümünde çok daha etkin olabilmektedirler.

Kısacası, şirketimiz insana yapılan yatırımın en önemli yatırım olduğunun bilincinde ve bu politika çerçevesinde çalışanlarına kişisel ve mesleki gelişimlerini destekleyen tüm olanakları önlerine sunmaktadır. İnci Akü’nün bulunduğu konum bu politikanın ne kadar geçerli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

İnci Akü olarak insana ve çevreye önem veriyoruz. İnci Akü'nün 25.yılında Ege Orman Vakfı ile ortaklaşa bir çalışma ile İnci Akü 25. Yıl Hatıra Ormanı kapsamında Bornova Laka mevkii de 10bin fidanlık bir orman oluşturuldu. İnci Akü Ormanlarında bugüne kadar toplam 62.239 ağaç doğaya kazandırılmıştır. Ayrıca ISO 14001 Çevre Yönetim Belgemiz ve ISO 18001 OHSAS iş sağlığı iş güvenliği belgemiz hep en iyisi olduğumuzun kanıtı. İnci Akü kütüphanemizden de bahsetmiştik, ayrıca bir ritim grubu ve koro kurduk. İzmir devlet senfoni orkestrası ile beraber 25 Eylül’de İnci Akü’nün 25. yılı kutlamalarında Okay Temiz ile sahneye çıktık. İnci Akü’nün 25. yıl marşı premierini çalışanlar olarak biz yaptık.

10. Kariyer ve Yönetim kulübü hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Öğrencilerin birlikte yaptıkları çalışmaların hep destekçisi olmuşumdur. .Öğrencilerin kişisel gelişmelerine böyle kulüplerin katkıda bulunduğuna inanıyorum. Kulübünüzün çalışmalarının takipçisi ve destekçisiyim.